İngiltere’de göçmenlerin gemide barındırılmasına muhalefet göz yumsa da STK’ler tepkili

İngiltere’de hükümet, sayıları 50 bini bulan düzensiz göçmenlerin otellerden alıp barınak gemi ve askeri tesislere taşıma planlarında geri adım atmazken, ana muhalefet de hükümetin göçmenleri gemilerde tutma politikasını devam ettirmeyi düşünüyor.

Hükümet, otellerde tutulan mültecilerin İngiliz halkına günlük 6 milyon sterline mal olduğu iddiasıyla başlattığı göçmenleri taşıma uygulaması kapsamında dün Bibby Stockholm gemisine göçmenleri taşımaya başladı.

İlk gün 15, ilk etapta ise 50 göçmenin yerleştirileceği Portland Limanı’ndaki gemideki göçmen nüfusunun 18 ay içinde 500’e ulaşması planlanırken, hükümet ikinci adım olarak göçmenleri askeri arazilere taşıyacak.

Bu kapsamda ülkedeki iki hava üssünde kullanılmayan binalar ile kurulan dev çadırlara 2 bin göçmeni taşımayı planlayan hükümet, sığınma taleplerini ele alan sistemdeki tıkanıklığı çözerek kısa süre içinde başvuruları sonuçlandırmayı amaçlıyor.

Hükümet ülkedeki sığınmacıların başvurularını hızlıca çözmek ve otellerde konaklamaları azaltmak için yaptığı çalışmaların yanında yeni göçün önüne geçme adımları da atıyor.

Öğrenci vizesinin aileleri kapsamaması, yasa dışı göçmenlere iş ve ev verenlere ağır cezalar, düzensiz göçmenlere sığınma başvurusu hakkı tanımama ve göçmenleri Ruanda gibi üçüncü ülkelere sınır dışı etme planlarını da yürürlüğe koymaya hazırlanan İngiltere’nin, göçmenleri 5 Afrika ülkesi ile Atlas Okyanusu’nda en yakın kara parçasına 1200 kilometre uzaklıktaki Ascension Adası’na gönderme planları yaptığı da iddialar arasında.

Hükümet, Arnavutluk’tan gelen göçmenlere ise para teklif ederek geri dönmeye ikna yolunu seçerken bu kapsamda teklifi kabul edenlere 1500 sterlin ödedi. Bu ülkeyle yapılan anlaşma kapsamında aralık-mayıs arasında 1000 kişi ülkesine gönderildi.

Hükümetin göçmen politikalarını eleştiren ana muhalefet göçmenleri gemiye göndermeye devam edecek

Hükümeti savaş, zulüm ve yoksulluktan kaçan kişilere kucak açmamak, insani ve hukuki sorumluluklarını yerine getirmemekle suçlayan ana muhalefetteki İşçi Partisi milletvekilleri, birçok göçmenlere destek eyleminde konuşmalar yapıp bu tür faaliyetlere destek verdi.

Milletvekili ve eski Gölge Göç Bakanı Bell Ribeiro-Addy, katıldığı bir protestoda “Göçmenlere kapılarımızı açmak ahlaki ve yasal yükümlülüğümüzdür.” derken İşçi Partili Londra Belediye Başkanı Sadık Khan ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Endişem, zulümden kaçıyor olsa da, göçmen ya da sığınmacı olsalar da, rengi ya da dini nedeniyle farklı olsalar da hükümetin herkesi yasa dışı olarak yaftalamasındandır. Çok dikkatli olmalı ve insanların bunu toplumları ayrıştırmak ve oy kazanmak için kullanmasını engellemeliyiz.” dedi.

Düzensiz göçmenlere sığınma başvurusu hakkı vermeyen Yasa Dışı Göç Yasasını, meclis görüşmeleri sırasında İngiltere Kilisesinin Ruhani Lideri, Canterbury Başpiskoposu Justin Welby de eleştirerek, “Bu sorunu en fakir ülkelere terk edip uluslararası yardımı kesmek ahlaki olarak kabul edilemez ve siyasi olarak uygulanamaz.” ifadelerini kullandı.

Ancak geçen hafta sonu açıklama yapan İşçi Partisi Milletvekili ve Gölge Göç Bakanı Stephen Kinnock, göçmenleri gemiye taşıma planlarını İşçi Partisi iktidarında da uygulamayı sürdürebileceklerini söyledi

Sözlerini “Ama” diyerek sürdüren Kinnock, bunun İşçi Partisi’nin kararı değil, hükümetin onlara bırakacağı “enkazın” bir gereği olduğunu belirtti.

Kinnock, göçmenleri Bibby Stockholm gibi bir gemiye göndermenin yapmak isteyeceği son şey olduğunu belirterek, ellerinde olan askeri yapılar ile barınak gemilerini sığınma sistemindeki yığılma ortadan kalkana kadar bir süreliğine kullanmaya devam etmekten başka şansları olmadığını söyledi.

“Göçmenlerin günah keçisi olmasına her yerde karşı çıkmalıyız”

Düzensiz göçmenlerin otellerden alınıp izole noktalara taşınması, sığınma taleplerinin aylarca işleme alınmaması gibi sorunları dile getiren göçmen destekçisi sivil toplum kuruluşları ile insan hakları savunucuları ise hükümeti gözleri başka yere çevirerek gerçek sorunları gizlemekle suçluyor.

BBC’de spor programı sunan efsane futbolcu Gary Lineker, hükümetin göçmen karşıtı adımlarıyla ilgili “1930’ların Almanyası” benzetmesini kullandı. İşine son verilen Lineker’e destek için birçok BBC sunucu ve yorumcusunun yayınlara çıkmama kararı alması üzerine BBC geri adım attı, Lineker işine döndü.

İskoçya Ulusal Partisinin İngiltere parlamentosundaki lideri Stephen Flynn ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, normal bir ülkede ihtiyacı olanların korunması gerektiğini söyleyerek göçmenlere destek verdi.

Kamu çalışanlarının üyesi olduğu Kamu ve Ticari Hizmetler Sendikası (PCS) Yöneticisi Paul O’Connor da bir göçmenlere destek gösterisinde yaptığı konuşmada, İçişleri Bakanlığında çalışan üyelerin kendi haklarıyla mücadele ettiği kadar bakanlıktaki göçmen karşıtı düşünce ve çalışmalarla da mücadele ettiğini ifade etti.

O’Connor, Manş Denizi’ni botlarla geçmeye çalışan düzensiz göçmenlerin Ukraynalı ve Hong Konglu göçmenlerle aynı haklara sahip olması gerektiğine vurgu yaparak, “İngiltere’de geçim sıkıntısı yaşanıyor ve hükümet bunun sorumluluğunu göçmenlere yüklüyor. Hükümetin yapacak tek bir şeyi kaldı. Bu ırkçı yaklaşıma karşı çıkmalıyız. Göçmenlerin günah keçisi olmasına her yerde karşı çıkmalıyız.” dedi.

Bibby Stockholm’e gelen göçmenleri karşılayan Stand Up To Racism Dorset grubu üyeleri ise göçmenlerin kendi hayatlarını idame ettirebileceğini, bu nedenle gemilerde ve askeri tesislerde tutulmamaları gerektiğini düşünüyor.

Grup üyeleri, göçmenlerin konaklamasına harcanacak paranın sığınma işlemleriyle ilgilenen personele harcanarak sığınma taleplerinin hızlı şekilde sonuçlanmasının sağlanması gerektiğine inanıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x